4 Haziran 2016 Cumartesi

HACI KÖROĞLU'NUN 28 M2'LİK MUNGARABİS(*) DÜZÜ'NDEKİ EVI HAKKINDA

HACI KÖROĞLU'NUN 28 M2'LİK MUNGARABİS(*) DÜZÜ'NDEKİ EVI HAKKINDA
Mungarabis Düzü Kacalah Dağı'nın zirvesine yakın bir yerinde bulunuyor. Rahmetli Dedem Hacı Köroğlu (Mustafa Zeytin) yazın bu evde kalır kışın köy merkezinde yüksek sıradaki evinde konaklardı. Bu evi bu seneki Mayıs'ın Yedisinde ölçtüm: eni 420 cm boyu 700 cm toplamı 28 m2'lik bir mezire evi yani.
Alt katta inek ve mandalar herhalde 4-5 tane sığar. Üst katta cemi cümle aile misafirler torun torba mutfak tuvalet rahat rahat sığar ve yaşardı.
Bu dağlarda evler ve büyüklükleri birbirine benzer hep aynıdır.
Bu evde yaşayan hane halkı: Annem Emine, Teyzelerim Makbule, Ayşe, Asiye, Elmas, Hanım, Dayılarım: İsmail, Hafız, Kemal, Mehmet, Yakup... 6 kız 5 erkek toplam 11 kişi. Tabii 1960 ve 1970'li yıllarda hane halkı önce Adapazarı Karasu sonra Hollanda'da gurbette hayatını idame ettirmiştir. Bu evde doğup göç edenlerin oğullarının ve torunlarının nüfusu bu gün yüzlü rakamlarla ifade ediliyor.
Tabii 8 yaşına kadar yaşadığım bu yerlerde hayat zordu belki ama herkes mutluydu. Gurbet varlık huzur ve hayat standartını yükseltti ama yanında pek çok güzel şeyide götürdü yitirdi.
Şimdi yeniden bu yerlerde Mayıs'ın Yedisi buluşması'nı başlatırken eski ve yeni nesil arasındaki kültürel bağı da kuvvetlendirmek istiyoruz. İşte kendimizi ve dünyayı daha iyi tanımak ve değerini anlamak için geldiğimiz yeri gidip görüp bilmemiz lazım.
Yakup Aksoy Mungarabis Düzü
MUNGARABİS: Büyük baş hayvanların acı ile bağırmasi
YÜZÜNCÜ YILINDA ZİYARET TEPESİ ŞEHİTLERİ'Nİ ANMA VE VE MAYIS'IN YEDİSİ BULUŞMASI İFA EDILDI. 21 Mayıs 2016 Kacalah Dağı Güneşli Köyü Köprübaşı Trabzon
-0:21
Beğen
Yorum Yap
Yorumlar
Kadir Kıtır Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yüreğine sağlık Yakup abicim
Yakup Aksoy Seneye ve sonraki senelerde bu yerleri ziyaret etebilmeniz için sizleri bilgilendiriyor ve anlatıyorum... Seneye Allah sağlık verir ve kısmet olursa hep birlikte Mayıs'ın Yedisi'nde burada olacağız. Bu Mungarabis Düzü'nde Hacı Köroğlu'nun en yakın komşusu senin Deden Miktad Uzun'du 100 metre mesafede yani Kadir Kıtır ☺ Seneye ulaşım konaklama konularında önceden hazırlığımiz olacak inşallah.

MEHMET UZUN'UN BİR BARDAK ÇAY İKRAMI İLE MAYIS'IN YEDİSİ GELENEĞİ YENİDEN BAŞLADI

Yakup Aksoy, Fevzi Aktas ve Mehmet Uzun ile birlikte Güneşli Köyü Köprübaşı Sürmene'da.
Dün, 11:1Nissn 2015'de çocukluk arkadaşım Mehmet Uzun bana:
"-Orda burda çay içip bardağını paylaşıyorsun ben sana Mungarabis Düzün'de semaverde bir çay demleyeyimde çay ve bardağı nasıl oluyormuş bir gör." dedi.
Mungarabis Düzünde ızgara ve semaverde çay yanında Kemenceci Fevzi Aktaş abim Yakup Malkoç ve diğer arkadaşlarla birlikte 8-10 kişi buluştuk. Yedik içtik muhabbet ettik. Bu buluşma bize Kacalah Dağı'nda yüzyıllardır yapılan ama son 25-30 yıldır unutulan Mayıs'ın Yedisi'ni hatırlattı.
"-Mayıs'ın Yedisi'ni bir dahaki yıldan başlayarak yaşatalım ve devam ettirelim. Seneye burda bu muhabbeti en az iki yüz kişi ile yapalım" diye bir istekte bulundum.
MAYIS'IN YEDİSİ 2016'DA İKİ YÜZ KİŞİ BULUŞTU BU SAYI HER GEÇEN YIL ARTACAK KISMETSE
Mayıs'ın Yedisı 2016'yı sosyal medya hesapları ve kulaktan kulağa duyurduk ilk yıl olması sebebiyle. Gönüllü grup arkadaşlarımız Mungarabis Düzünden Ziyaret Tepesi Şehitliği'ne iki km'lik yolu açtılar. Şehitliği yeniden ziyarete hazır hale getitirdiler.
Geçmiş yıllarda olduğu gibi Ziyaret Tepesi Sehitliginde dualar Mungarabis Düzünde kemence horon muhabbet sesi vardı.
Bu organizasyonun yeniden başlamasına vesile olan çocukluk arkadaşım kapı komşum Mehmet Uzun'a
Göneşara Komandosu Yakup Malkoç'a Bizim dağların delikanlısı Hasan Öztürk abimize Çalışma sırasında parmağını keserek dört dikiş attıktan sonra tekrar çalışmaya katılan Şenol Kızıĺtaş kardeşimize özellikle teşekkür ederiz.
Ismet Uzun, Ahmet Uzun, Onur Malkoç ve diğer arkadaslara da teşekkür ederiz. Bu dağların Emniyet Amiri Mehmet Durmuş Kızıltaş'a özellikle teşekkür ederiz.
Mayıs'ın Yedisine katılan buraları canlandıran herkese gönül dolusu saygı sevgi ve teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Daha çok Gonesaralı ve Gönül Dostlarımızın katılacağı Mayıs'ın Yedilerinde buluşmak dileğiyle
Yakup Aksoy
Beğen
Yorum Yap

Ziyaret Tepesi Şehitlerini Anma ve Mayıs'ın Yedisi 2016 Buluşması Kacalah dağında Coşkuyla Gerçekleşti.

ZİYARETÇİLER İKİ KM'LİK PATİKA YOLU YÜRÜDÜLER
Mungarabis Düzü'nden Ziyaret Tepesi Şehitliği'ne iki km'lik patika yol yürünerek varılabiliyor. Ziyaret Tepesine yakın bir yerde 200-300 metre mesafede Horon Düzü'nden sonra Manahoz Vadisi'nin en yüksek yeri Ziyaret Tepesi Şehitliğine ulaşılıyor.
YÜZÜNCÜ YILINDA ZİYARET TEPESİ ŞEHİTLERİ MAYIS'IN YEDİSİ'NDE MEZARLARI BAŞINDA ANILDI
1916 Rusların Trabzonu işgali sırasında işgale direnen Göneşralı milisler onlarca şehit verdi. Bu yıl yeniden Şehitleri anma ile ilgili faaliyet başlatıldı. Bu yıl sınırlı duyuruya yüzlerce ziyaretçi katıldı. Anma törenleri ve Mayıs'ın Yedisi buluşması sonraki yıllarda daha çok katılım ve daha geniş aktivitelerle tekrarlanacak.
Bu vesileyle şehitlerimize ve cümle geçmişlerimize Allah'dan Rahmet dileriz.
(21 Mayıs 2016 C.tesi Güneşli Köyü Kacalah Dağı Köprübaşı Trabzon)

22 Mayıs 2012 Salı

Kemençe = Kültür, Spor, Eğlenceyi Birlikte Sunan Emsalsiz Enstruman



Yakup Aksoy Kemençe Öğrencisi-Karikatürist Kasım/2010
Şubat 2010'da başlayan kemençe öğrenme sevdam sayesinde her geçen gün kendimi ve kemençeyi daha iyi tanıyor ve keyif alıyorum.. İlerleyen zamanda notalar sese, sesler gaydeye dönüşmeye başlayınca Kemençe öğretmenimin "Artık ayaklarınla da ritim yapman lazım, gayde ve ritim beraber ve paralel olmalı." dedi. Ben bir taraftan gayde çalarken diğer taraftan ayaklarımla ritim atmaya başladım.. Öğretmenimin dediği çok mantıklı ve gerekliydi. Anladım ki sesin ritmi ve ahenki daha da güzelleşti böylece ama başka bir durum çıktı ortaya.. Yeterli kondisyonum olmadığı için diz ve ayaklarım arasındaki kaslar yorulmaya, ağırmaya başladı.. Bu durum Kemençenin aynı zamanda bir spor aleti olduğu gerçeğini gösteriyordu..

Kemençe öğrenme konusunda daha çok yol alabilmek için öncelikle ayak, diz bileklerini, kaslarını çalıştırmak parmak ve kolların egsersiz yaptırmak yoluyla kemençe çalar duruma hazır olması gerekiyordu.. Eksik olduğum bu konularda düzenli ve amaca uygun spor yapmaya başladım.

"Fa", "Si", "Mi" notalarını basan sol elimin işaret parmağı bir süre sonra yoruldu, ağrıdı ve kas gevşetici krem kullanarak çalışmaya devam edebildim.
Çalışmalarım sırasında sol elimin işaret parmağının ilk boğumu şişti, ağırmaya başladı. Nota basamayacak kadar yoruldu ve deforme oldu.. Kas gevşetici krem kullanarak ve düzenli alıştırma yaparak daha iyi performans ve kondisyon sağladım. Sonraki çalışmalarım düzenli antremanlarımla devam edebildi.

Kemençe çalan, dinleyen, horon oynayan kişiler toplum olur aynı ritimle hem spor yapar hem de bir kültürel ve sosyal etkinlik içinde eğlenir.
Kemençe dışında hiçbir alet bu nitelik ve kabiliyete sahip değildir. Yolda, izde, derede, tepede, vapurda, trende kemençe ve Karadeniz’linin olduğu her yerde ses ve horon birlikte yükselir "kemençeyle sosyal, kültürel, spor ve eğlence" zirve yapar..

Kemençe hem müzik hem de spor aleti gibi çalışıyor.. Kemençe çalarken sağ el ve bilek kaslar ve kol birlikte çalışıyor.. Sol el hem bilek hem de kol hareketleriyle ayak ve gövde ritimleriyle vücudun her yeri ve organı müzik eşliğinde hareket ediyor. Düzenli kemençe çalan bir icracı düzenli spor yapan bir niteliğe de kavuşuyor.. Kemençeyi çalan, dinleyen ve horon oynayanlar toplu bir “sosyal, kültürel sportif bir eğlence şöleni”nde birleşiyor..

Günümüzün en önemli Kemençe üstatlarından Katip Şadi "-8 Saat kemençe çalıp türkü söyleyerek yaylaya varırdık; horon kurar 4 saat'da öyle çalar oynardık.." diyor..
Karadeniz’de iz bırakan eski ve yeni Kemençe Üstatlarını incelerken kemençe ve sportmenliğin bir toplum karakteri olduğu gerçeğini öğreniyoruz. Başta Piçoğlu Osman, Bahattin Camurali, Fahrettin Dilaver, Katip Şadi, Yusuf Cemal Keskin, Mehmet Sırrı Öztürk ve bu sanatçılar gibi başarılı olan diğer üstatların hepsinin bedenen sportmen bir yapıya sahip oldukları görünüyor.. Hem üstat hem de çok kilolu bir Kemençe Sanatçısına rastlamadık araştırmalarımızda..

İyi kemençe çalmak için iyide sporcu olmak lazım.. İyi horon oynamak için sportmen bir beden ve gerekli kondisyona sahip olmak lazım.. Takım Oyununu bilmek lazım.. Horona uymayanı horondan çıkarırlar cünki.

Yine gerek video gerekse resimlerden gördüğümüz ve günlük hayatımızdan öğrendiğimiz bir başka durum da Kemençe Sanatçılarının özellikle horonu idare ederken hem kemençe çalıp, hem söyleyip hem koşup oynayarak performans gerçekleştirdikleri biliniyor..

Kemençe Karadeniz Bölgesinin bir enstrumanıdır.. Gerek çoğrafi şartlar, gerek kültürel ve sosyal birliktelikler bu enstrumanla bölgede olan kaynaşması ve bütünleşmesi bunu kanıtlamaktadır. 
Zaman zaman Kemençenin dünü bugünü ve yarını hakkında farklı fikir ve söylemler ile kime ve hangi bölgeye ait olduğu tartışmaları devam ededursun.. Ama Kemençe hem geçmiş hem de günümüzde Karadeniz bölgesinde A'dan Z'ye her kişi olay ve objeyle bütünleşmiş o bölgenin ağzı, dili, kulağı, gözü, azığı, ekmeği, sevdası her şeyi olmuş.. Yaylada, köyde, şehirde, gurbette, düğünde ağıtta Karadenizli'nin olduğu her durum ve yerde o bölgenin coğrafyası, kültürü ve insanı ile bütünleşmiş şimdiki kimliğini bulmuştur.. Böylesine yamaç engebeli dere-tepe bir coğrafyada ancak Kemençe ve Karadenizli bir ve birlikte yaşar büyür.. Kemençenin Karadeniz dışında bir bölge ve kültüre ait olduğu görüş ve tartışması anlamsız ve gereksizdir. Sadece bir şekilde Karadenizde bulunan, yaşayan kişi ve toplulukların bu enstruman ve kültürden etkilenip sahiplenmesi, yaşatması hali vardır ki bu durum çok doğaldır.

Kemençenin sürprizleri ve karizması öğrendikçe; içine daha çok girdikçe artarak çoğalıyor.. Öğrenmek önü ve sonu olmayan bir derya.. Bu deryada yüzmek, eğlenmek, dinlenmek öbür kıyıya çıkmak kadar keyif verici bir şey..

"Ayhan Kaya-BEYKOZ KEMENÇE ATÖLYESİ=Yapım, Tamir ve Kurs Hizmetleri" Kemençe Ustası Ayhan Kaya, Kemençe Öğretmenleri Rıza Can Özel ve Yunus Emre Kurt'a teşekkür ederim..
Kemençe öğrenmekte öğretmekde sabır ve sevgi işi.. Öğrenirken gördümki bu sihirli alete dokunan her el sabır, hoşgörü ve çalışkanlığa da sahip oluyor.. Öğretmen ve ustalarım zaman ve durumları her ne olursa olsun bu konuda ilerlemem için çok gayret gösterdiler..Kemençe ile ilgili bir kaç yazı, çizi ve söz ettiğimde bu hizmetide anmak hakkını vermek lazım diyorum..

Yakup Aksoy Kemençe Öğrencisi-Karikatürist Kasım/2010