10 Aralık 2010 Cuma

Sempozyumda Karadeniz ve Kemençe'si Yüceltildi!..


İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Çalgı Bölümü 1-3 Aralık tarihlerinde
“ Cüneyd Orhon Uluslararası Kemençe Sempozyumu” düzenledi.
Görele’ye de yer verilen sempozyumda
Karadeniz Kemençesi ve Karadeniz'in geçmişdeki ve günümüzdeki üstadları isim, resim, banttan kayıtlar ve
canlı performans ile sunuldu..

Kemençe ve Karadeniz kültürü ilk kez böylesi önemli bir Sempozyumda Karadenizli akademisyen sanatcılar
Türkiye ve Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen
konuyla ilgili katılımcılara sunum yaptı.

Kemençe ve Karadeniz Kültürünün başta yaylalar, Karadeniz ve Karadenizlinin olduğu yerler dışında
bilimsel toplantılar ve başka mecralarda temsil edilmesinin
artarak devam etmesini arzu ediyoruz..

Sepozyumu düzenleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nı
ve Sunumlarıyla Kemençe ve Karadeniz Kültürünü yücelten
Dr. Abdullah AKAT ile Kemençe Sanatçısı Rıza Can ÖZEL'e teşekkür ediyor başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz.. 

KATILANLAR
İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın düzenlediği uluslar arası Cüneyt Orhon Kemençe Sempozyumuna Küçükçekmece Belediyesi Başkan Yardımcısı Levent Uslu, İTÜ Rektörü Muhammet Şahin, Devlet Konservatuarı Müdürü Prof. Dr. Cihat Aşkın, Prof. Nermin KAYGUSUZ ile birlikte Türkiye’den ve dünyanın çeşitli ülkelerinden öğretim üyeleri, araştırmacılar ve öğrenciler katıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi
Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Mezunu
 KTÜ Konservatuarı Öğretim Görevlisi
Dr. Abdullah AKAT'ın
Uluslararası Kemençe Sempozyumuna Sunduğu Makale:

KARADENİZ KEMENÇESİ’NDE İCRA FARKLILIKLARI:
GÖRELE ÇEVRESİNDEKİ ÇİFTETELLİ HAVALARI
VE TAKSİM GELENEĞİ

Giriş
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde çok geniş bir alanda icra edilen ve bölgedeki kültürel zenginliğin önemli parçalarından biri olan  “Karadeniz Kemençesi”, bu tebliğde icra farklılıkları ile ele alınacaktır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, kemençenin çeşitli alanlarda görülen icra farklılıklarının hangi sebeplerden kaynaklandığını ortaya koyabilmek ve bu yolla (b)ağ oluşumlarını çözümleyebilmek Karadeniz kemençesinin benzer çalgılar içerisindeki yerinin idrak edilebilmesi açısından oldukça önemli görülmektedir. Tebliğin amacı, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki icra farklılıklarını açıklayarak, Görele çevresindeki çiftetelli havaları ve taksim geleneği üzerinden, (b)ağsal düşünce içerisindeki eyleyenler, ağlar, bağlar ve (b)ağ oluşumlarını belirlemektir. Tebliğin kuramsal çerçevesini, müzikoloji alanında ilk kez tarafımızca kullanılmakta olan (b)ağsal düşünce oluşturmaktadır. Uzun bir süredir devam eden alan araştırmalarının sonucunda oluşan kişisel deneyimler de çalışmanın yönünü belirlemektedir. (B)ağsal düşünce, toplum tanımı, tekilliklere önem vermesi, “kök-sap” anlayışı gibi özellikleriyle bu alanda yeni bir bakış açısının yakalanmasını sağlamıştır. (B)ağsal düşüncenin ‘toplum’a bakış açısı, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki kemençe icra farklılıklarının açıklanmasında temel oluşturacaktır. Ardından eyleyenlerin ve kurdukları ağların içerisinde derinleşecek olan bu farklılıklar, (b)ağsal dönüşümlerle şekillenecektir. Karadeniz kemençesinin icrasında oluşan farklılıklar etkileşim alanlarında yapılan alan çalışmaları ile desteklenecek, Görele çevresindeki çiftetelli havaları ve taksim geleneği örneği üzerinden sonuca gidilecektir.
Karadeniz Kemençesi'nin Yapısı ve İcra Özellikleri
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Samsun’dan Hopa’ya kadar olan kıyı şeridinde, Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında ve kısmen de bu dağların arka eteklerinde karadeniz kemençesi çalınmaktadır. Bunun yanı sıra Karadenizliler'in bulunduğu her alanda kemençeyi görmek mümkündür. Karadenizli kemençeyi kendi kimliğinin bir parçası olarak gördüğünden her gittiği yere mutlaka kemençesini de taşımıştır. Türkiye coğrafyasında bölge haricinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere hemen her yerde kemençeye rastlanmaktadır. Yunanistan'da mübadele ile birlikte gönderilen Karadenizliler arasında kemençe oldukça yaygın olarak çalınmaktadır. Avrupa'da özellikle Almanya başta olmak üzere diğer pek çok ülkeye göç eden Karadenizliler de kemençeyi kullanmaktadır. Kısacası, dünyanın dört bir yanında Karadenizlinin olduğu her alanda kemençeye rastlamak mümkündür.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kemençeye “kemendze”, “çemençe”, “gemence” telafuzları ile birlikte “kemâne” de denmektedir. Bölgedeki Rumca konuşan topluluklar ve Yunanistan'daki Karadenizliler bu çalgıya “lyra” demektedir. Çalgının kökeni ile ilgili çeşitli iddialar bulunmakla birlikte en güçlü ihtimaller olarak Avrupa'dan Cenevizliler yoluyla, Orta Asya'dan Türk göçleri yoluyla ve Kafkasya'dan Gürcüler ve Lazlar yoluyla bölgeye taşındığı görülmektedir. 

Karadeniz kemençesi 3 ve çok az görülmek kaydıyla 4 telli olarak çalınmaktadır. Teller günümüzde metal olmakla birlikte geçmişte genellikle üst iki tel bağırsak olarak kullanılmıştır. Adnan Saygun’un araştırmalarına göre en alt tele “zil” tel, orta tele “sağır” tel ve en üst tele “bom” teli denir. (Saygun, 1937). Ortadaki sağır tel bağırsaktan olmakla beraber “bam” teli sırma teldendir. (Cihanoğlu, 2004). Süleyman Şenel’de ise üst iki tel kutsal teller olarak adlandırılır. Zil tel dışındaki tellerden en kalınına verilen ad sağır teldir (Şenel, 1994).

Karadeniz kemençesi oturularak ve ayakta çalınabilmektedir. Yaylaya gidiş-dönüşlerde vb. durumlarda yürüyerek hareket halinde de çalındığı görülmektedir. Genellikle kapalı mekanlarda, oturak alemlerinde, kahvehanelerde, oba çadırlarında çalınmakla birlikte açık alanlarda da kullanılmaktadır. Açık alanda horon halkası büyüdükçe veya alan genişledikçe horon düzü, yayla  çimeni gibi alanlarda tek kemençenin sesi yeterli olmadığından birçok kemençeci bir araya gelerek aynı ezgiyi çalarlar ve horon halkası içerisinde ordan oraya koşturarak sesin halka içerisindeki tüm oynayanlara ulaşmasını sağlarlar.

Kemençe, yapısı itibariyle hızlı ezgi icrasına çok müsait bir çalgıdır. Parmakların tellerin üzerine basılmasıyla icra edilmektedir. Kemençenin yayına “sayta”, “zayta” denmektedir ve yay teknikleri de özellikle hızlı icralarda oldukça önemlidir. “Sayta”nın üzerindeki at kılları boşta durmaktadır ve parmaklarla çekilmek suretiyle icra sırasında gergin hale getirilmektedir. Zil telden çalınırken bazen tek tel kullanılır bazen de ikinci tel açıkta bırakılarak yay iki tele birden sürtülür. Böylece altılı, yedili ve daha başka aralıkların duyumu sağlanır. Çalış sırasında genel olarak dörtlü aralıklarla tınlayan iki seslilik tercihi, yöre halkının bu konudaki gelenekselleşmiş beğenisini göstermektedir. Bu durum üst iki telde her iki tele aynı parmağı aynı anda basmakla elde edilir.

Kemençe yapımında en çok kullanılan ağaçlar ardıç, erik, dut ve kirazdır. Kapak ise ladin ağacından yapılmaktadır. Boyutları ise farklılık gösterir. 1984 yılında Mustafa Duman tarafından Akçaabat’ta incelenen bir kemençenin boyu 57 cm’dir. Rizeli kemençeci Kâşif Yemusta’nın 1937 yılında Adnan Saygun tarafından incelenmiş olan kemençesinin boyu 58 cm’dir. Mahmut Ragıp Gazimihal’in 1929 yılında tanıttığı kemençenin boyu 60 cm’dir. Sürmeneli ünlü kemençeci Hüseyin Dilaver’in 1938 yılında incelenen kemençesi 65 cm’dir (Duman, 2004).
 
Hayrettin Günay’ın “Görele’de Kemençe ve Kemençeciler” adlı bildirisinde geçen Görele kemençesinin ölçüleri şöyledir:
Tekne Boyu: 41cm
Tutma Yeri (sap, tuşe): 8.5 cm
Baş (kafa): 6.5 cm
Geniş taban eni: 10 cm
Dar taban eni: 6.5 cm
Derinlik: 2.5 cm
Kapak kalınlığı: 2 mm’ye yakın
Kulak-Ön yüzeyin üstünde: 1.5 cm
Kravat: 18.5 cm
Tel alt bağlantı kuyruğu: 13 cm
Tel köprüsü genişliği: 1.5 cm
Tel köprüsü yüksekliği: 1.2 cm
Yay boyu: Aşağı yukarı kemençe boyu kadar
Kapak üzerinde bulunan iki çizgi durumundaki cep uzunluğu: 5.5 cm
İki cep arası: 3 cm
Kemençenin boyu: 55 cm (Günay, 1998).
Kemençenin boyutu ile sesi arasında bir ilişki mevcuttur. Hagem Arşivi’nde geçen bir kayda göre “Kemençenin küçük boylu olanına “İnce kemençe” deniyor” (Şenel, 1994). Bu da gösteriyor ki halk arasında küçük boylu kemençeler ince sesli kemençeler olarak görülmektedir. Laurence Picken, bölgede Görele ile daha doğudaki Trabzon ve Rize arasındaki bu farklılığa değinmiştir (Picken, 1975). Kemençeler küçülüp tizleştikçe akort düzeni de ona göre ayarlanmaktadır. Kemençede akord yapmaya yörede “ayar” denmektedir. “Ayar” dörtlü aralıklara göre yapılmaktadır. 1967 yılında Göreleli meşhur kemençeci Sırrı Öztürk’ün akort düzeni fa -si-mi olarak kayda geçmiştir (Şenel, 1994). Batıdan doğuya doğru gidildikçe kemençelerin boyutuna bağlı olarak akort düzeni de pesleşir. Buna göre mi-la-re, re-sol-do, do-fa-si , si-mi-la, la-re-sol gibi akord düzenlerine rastlanılmıştır. Bunların yanı sıra “tulum düzeni” ve “köçek düzeni” denilen farklı akord düzenleri de mevcuttur. Saygun'un belirttiği bu düzenlerden tulum düzeni la-re-la, köçek düzeni ise do -fa -sol olarak görülmektedir. (Saygun,1937).
“(B)ağsal Düşünce”de Toplum ve Karadeniz Kemençesi'nde İcra Farklılıklarının Açıklanması:
“Toplum” ve “toplumsal” kelimelerinin kökenleri incelendiğinde Latince “izlemek, takip etmek” anlamında –seq, -sequi olarak görülür. Latince “socius” ortak, eş, arkadaş karşılığında kullanılırken, “socio” birleşme, ilişki kurma ve ortaklık etme anlamına gelmektedir. Hakim toplumbilim anlayışı ve toplumbilimlerin hemen hemen her alanında kullanılan “toplum” kavramı günümüzde bu kökenden git gide uzaklaşmaktadır. Bu sebeple, “toplum” yerine, Jean–Gabriel De Tarde ve Latour’un düşüncelerinden yola çıkan Yetişkin’in, ortaklığı, birliği ve ilişkileri ifade etmek için kullandığı bağ (attachment) ve (b)ağ [(net)tachment)] kavramlarının kullanılması uygun görülmektedir. Durkheim’ın toplumu bireylerden oluşturduğu, bütünsel, organizmacı yaklaşımının yerine Tarde’ın her bireyi toplum olarak gören tekil düşünce yaklaşımı (b)ağsal düşünce tarafından benimsenmektedir. Tarde’a göre; “tekil olan birey değil, onun çokluğudur; her bir bireyleşme eğilimi kolektif olmaya devam etmektedir. Herkes bir toplumdur. Toplum insanların içinde oldukları alan olmaktan çok, toplumlar insanların içindedir. İnsanlar toplumda değil, toplumlar bir insanın içinde vardır... Tekil düşünce çoğulluğumuzu göstermektedir.” (Akay, 2004). Tarde’ın toplum bilim anlayışını günümüze taşıyan Latour’un ‘eyleyen – ağ kuramı’ (actor-network theory) ise “mikro düzey (yüz yüze etkileşimler, yerel alanlar, üyeler, katılımcılar, fail, birey vb.) ve makro düzey (toplum, normlar, değerler, kültür, yapı vb.) arasında hep bir şey kaçırdığı sonucuna ulaşan ve bir türlü tatmin olamayan toplumbilimcinin müteakip bakış açılarındaki değişim hareketine odaklanmaktadır.” (Latour, 1999). (B)ağlar, “son derece değişik biçimlerde herkesin tek tek ve karşılıklı olarak birbirine sahip olması” ile oluşmaktadır ve toplumun tanımı da budur. “De Tarde, var olmayı, ünlü (Düşünüyorum, o halde varım!) (Cogito, ergosum!) mottosu yerine arzu ve inanç güçleri ile sahip olma edimini birleştirerek ifade eder: “İstiyorum, inanıyorum, o halde sahibim!” (Yetişkin, 2008). Arzu etmek ve inanmak sahip olma duygusunu oluşturmaktadır. Buradan hareketle günümüzde müzik alanındaki farklılık yaratan en önemli faktörlerden birinin ‘sahip olma’ çabası olduğu söylenebilir. Doğu Karadeniz Bölgesi müziklerine baktığımızda, bölge müziklerinin farklılığının temelinde sahip olma arzusunun yattığı görülebilir ve bu arzu Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki topluluklar, kişiler, yerleşimler gibi eyleyenler arasında sürekli bir çatışma konusudur. Buna göre, arzu etmek ve inanmak kavramlarına biraz daha yaklaşmakta fayda vardır. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan herhangi bir A yerleşiminden bir kemençe ezgisi ele alınacaktır. Bir kemençeci tarafından icra edilen ve ilk kez duyulan ezgi başka bir icracı tarafından dinlenerek beğenildiği takdirde, beğenen icracı tarafından arzu edilmektedir. Bundan sonrası ise, çözümlenmesi gereken bir karmaşıklıktır. Çünkü bu ezginin, o yerleşimden veya o anda icra eden kişinin mensubu olduğu bağdan (topluluktan) kaynaklı olup olmadığı muğlaktır. İcracı dinlediği ezgiyi alırken kendini ezgiye benzetmek yerine, ezgiyi kendine benzetmektedir. Bu arzunun sonucunda da, ortaya çıkan ezginin varlığına inanarak, sahip olma iddiasını taşımaktadır. Bu halde, ezginin bilinen iki farklı sahibi, iki farklı icrası ve iki farklı yerleşime aidiyeti oluşmaktadır. Daha evveline bakılacak olunursa, A yerleşimindeki ezginin nasıl sahiplenildiği durumu da muğlak olduğu için, bu dönüşüm oluşturduğu farklılıklar ile birlikte devam etmektedir. Bilindiği üzere, müzik yeni ve bireysel bir üretim değildir. İnsanlığın ilk varlığından beri nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılan ezgiler, en büyük bestecilerin eserlerinde bu dönüşümlerin bir parçası olarak yer almaktadır. Bu dönüşümler sonucunda farklılıklar sürekli artmakta, çeşitli yerleşimlerde, çeşitli icracılar kendilerinden bir öncekini veya duyduklarını arzulayarak kendilerine benzetmeye devam etmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde eyleyenler ‘sahip olma’ davranışını sıklıkla göstermişlerdir. Aynı ezginin bir çok değişik çeşitlemesini, bir çok yörede, hatta aynı köyün içinde dahi görebilmek mümkündür.

Doğu Karadeniz Bölgesi, tarihsel süreçte yaşadığı yoğun göç ve yer değiştirme hareketleri, savaşlar, ticaret vb. unsurlarla sürekli etkileşim içinde olmuştur. Özellikle şehir merkezleri ve ulaşım güzergahları üzerinde bulunan alanlar bu durumdan çok daha fazla etkilenmiştir. Etkileşimi ve taşınmayı hızlandıran bu unsurlar kemençe icralarını da farklılaştırarak bağların defalarca farklı (b)ağlara dönüşmesine neden olmuştur. Bunun yanı sıra, bölgede coğrafi konum, fiziksel şartlar, yeryüzü şekilleri, dereler, iklim gibi unsurlar taşınma yönlerinin oluşmasında belirleyicidir ve bir çok alanda icra farklılıkların oluşmasında etkin olmuşlardır.

Görele Çevresindeki Çiftetelli Havaları ve Taksim Geleneği
Bu bölümde (b)ağsal düşünce çerçevesinde, Görele çevresindeki çiftetelli havaları ve taksim geleneği örneği üzerinden icra farklılıklarının çözümlenmesine devam edilecektir.

“De Tarde’ın tekillik olarak ifade ettiği her bireye ve her şeye ‘biriciklik’ niteliği veren, hayatın her küçük parçacığıdır.” (Yetişkin, 2008). Bu parçacıklar kendi başlarına bir anlam ifade etmemektedirler ve ancak diğer unsurlarla olan ‘ilişkileri’ ve ‘eylemleri’ sayesinde bir anlam kazanabilirler. Böylece her ‘uyumlu ilişki’ bir eylemi, tanımı, paylaşımı oluştururken, bunların tümü de ağı oluşturmuş olur. Bu durumda, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kemençe icralarının tamamını bir ağ olarak değerlendirebiliriz. Örnek olarak ele alacağımız Görele çevresi ise kemençe ağının içerindeki “biriciklik” niteliği taşıyan bir parçacık olacaktır. Dolayısıyla hem bu parçacığa anlam kazandıracak “ilişkiler” ve “eylemler” hem de ona “biriciklik” niteliğini kazandıran “eyleyenler” incelenmelidir.

“‘Eyleyen’ (actor/actant), fail(agency), özne ya da birey anlamına gelmediği gibi, insan ve insan olmayanları kapsayan ve semiyotikten kapılan bir kavramdır. Bu yaklaşıma göre, insan eyleyenlerin (actor) ve insan olmayan eyleyenlerin (actant) yetkinlikleri ve elverişlikleri, bir varlığı “değiştirebilme” hususundaki deneyimlerinden, yaptıklarından ve performanslarından çıkarsanabilir.” (Yetişkin, 2008). Gündelik pratikler içinden çıkarılabilecek eyleyen, müzik açısından düşünülecek olursa bir enstrüman, bir ses, bir âşık, bir makam ya da bir kompozitör olabilir. Fakat dikkat edilmesi gereken en önemli unsur şudur ki yalnızca bir ağın varlığı eyleyen kavramının karşılığı olarak düşünülemez, eyleyen değiştirme kudretine sahip olan, farklılığı olandır. “Eyleyenlerin, basitçe, bir ağ içinde olduklarını ileri sürmek, vakit kaybından başka bir şey değildir. Herhangi bir fark yaratmayan bir eyleyen, hiçbir surette ‘eyleyen’ olarak ifade edilemez. Bir eyleyen... bir başkası için kesinlikle ikame edilemez olandır. O, bir olaydır. Deleuze’ün ifadesiyle beklenmeyenin gerçekleşmesidir.” (Latour, 2005). Görele çevresinde görülen en önemli insan eyleyenler (actors) kemençe icracılarıdır, insan olmayan eyleyenler (actants) ise yaylalar ve kitle iletişim araçlarıdır. Görele’nin Kandahor köyünden Kuyucuoğlu ve Tuzcuoğlu adlı ustaların öğrencisi olan Karaman bilinen en eski ve en ünlü kemençecidir. Onun öğrencileri olan Picoğlu ve Durkaya kemençeye yaratıcılıklarını katarken iki farklı ekol oluşturmuşlardır. Picoğlu ekolünü günümüzde M.Sırrı Öztürk sürdürmektedir. Durkaya ekolünü ise Kâtip Şadi ve Şenel Dandin sürdürmektedir.

Yörede bu icracılar haricinde bir çok icracı bulunmasına rağmen eyleyen olabilme özelliklerine sahip değillerdir. Günümüzde, Mehmet Gündoğdu teknolojinin de olanaklarını kullanarak bu silsile içerisinde yer alan icracıların kayıtlarını değerlendirmekte ve kıyaslayarak kendi farklılığını yaratmaktadır. Gelecekte, Görele çevresindeki kemençe icrasına yön vermesi olası görülmektedir. Görele'de kemençeciler halk arasında çok sevilen, saygı gösterilen kimselerdir. Kemençeciler yörede çok popüler olup eskiden belli başlı kemençecileri dinleyebilmek, onların çaldıkları ortamda horon oynayabilmek için insanların saatlerce yol yürüdükleri gibi öykülerle yörede sıkça karşılaşılmıştır. Bölgede kemençecilerin ağ ile etkileşimini sağlayan temsil alanlarının en önemlisi yaylalardır ve bazı yaylalar diğer özellikleriyle birlikte yöre için birer eyleyen olmuşlardır. Özellikle Sis Dağı Yaylası ve Kadırga Yaylası kemençe icrasının şekillenmesinde önemlidir. Aynı zamanda yaylalar Görele'nin diğer çevre yerleşimlerle etkileştiği ve ezgilerin paylaşıldığı kimi zaman da ilk kez duyularak sahip olunduğu alanlardır.

Kitle iletişim araçları günümüzde tüm dünyada en önemli eyleyenlerden biri olarak görülmektedir.  Getirdiği birçok imkanın yanı sıra piyasa ile olan ilişkileri ve benzeri çıkarları doğrultusunda farklılıklar yaratmaya devam etmektedir. Bu eyleyenler (radyo, tv, internet vb.), TRT icralarından itibaren farklı zamanlarda Görele çevresinde önemli icra farklılıkları oluşturmuşlardır.

Görele, yaylalar yoluyla Trabzon'un özellikle yüksek kesiminde yer alan yerleşimleriyle ilişkiler kurmuş bir alandır. Sahil yolu bağlantısıyla ise Armelit Dağı'nın 1970'lere kadar getirdiği engeller ve ulaşım zorluklarından dolayı yine Trabzon sahil şeridindeki yerleşimlerle ilişkiler kurmuştur. Günümüzde bağlı olduğu Giresun şehir merkezi ile karayolu bağlantısının zor sağlandığı zamanlarda deniz yolu ulaşımına rağmen ilişkiler daha az kurulmuştur. Özellikle kemençe icrasının en yaygın türünü oluşturan horon ezgileri bu sebeple Trabzon bölgesiyle benzerlikler göstermektedir. Konumuzu oluşturan çiftetelli havaları ise Giresun bölgesiyle etkileşim sonucunda Görele'de icra edilmeye başlanmıştır ve bir çoğu Giresun merkezde bağlama ile icra edilen ezgilerin kemençe ile icrasından ibarettir. Yine çiftetelli havaları gibi “karşılama”, “metelik” gibi havalar da bu yolla Görele çevresinde etkin olmuşlardır.

Mehmet Sırrı Öztürk ile Kulaksız'daki evinde yaptığımız ropörtajda kemençeye ilk başladığında çaldığı gaydenin çiftetelli formundaki “Değirmenin Pendi, Otur Halil Efendi, İkimizin derdini, Yazamaz beyefendi” adlı parça olduğunu belirtmiştir. Yine Görele'de kemençeci Enver Keçeci tarından icra edilen “İnci Havası” örnek olarak tarafımızca kayıt altına alınmıştır. (Örnek Müzik.1-Kişisel Arşiv) Bu formda bir çok eser kemençe icracılarının repertuarlarına girmiştir. Metelik Kolbastı havasının Picoğlu Osman tarafından 1943 yılında kemençe ile icra edildiği görülmektedir. (Örnek Müzik.2) Giresun Karşılaması'nın da yine Picoğlu Osman tarafından kemençe eşliğinde yorumlandığı günümüze ulaşan kayıtları arasında mevcuttur. Durkaya ve Sırrı Öztürk'ün “Maya” adıyla icra ettikleri ezgi de uzun hava formunda olup İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde görülen ve icra edilen bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Taksim geleneği ise Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yalnızca Görele çevresinde görülmektedir. Son yıllarda kitle iletişim araçlarının etkisiyle farklı alanlarda bazı kemençeciler tarafından icra edildiğine rastlanılmıştır. Geçmişinin çok eski olmadığı sanılmakla birlikte bölgede yapılan oturak alemlerinde sıkça görülmektedir. Fasıl musikisinin popüler olduğu ve kitle iletişim araçlarından özellikle radyo yoluyla sıkça ülke genelinde etkileşim kurduğu dönemlerde ortaya çıkmış olduğu ve günümüze dek sürdüğü sanılmaktadır. Görele’de 2005 yılında bizzat buluşup kayıt alma fırsatı yakaladığımız usta kemençeciler M.Sırrı Öztürk ve Kâtip Şadi’nin kayıtlarında örnekler mevcuttur ve tarafımızca notalanmıştır.

Yalnızca Görele’de görülen bu enstrumantal, tek sesli makamsal açış türündeki örneklerden biri de Kâtip Şadi’nin öğrencisi olduğu belirtilen İbrahim Kavraz tarafından Sis Dağı’nda tarafımızca kaydedilmiştir. Yine yöredeki bir çok kemençeci bu tür makamsal taksimleri yapmakla birlikte genellikle hicaz ve hüzzam makamları kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda Mehmet Gündoğdu tarafından yapılan ve kayıtlara geçen Rast taksimde oldukça ilgi çekicidir. Bu etkinin çevre yerleşimlerle kurulan ilişkiler sonucu oluşmadığı yörede tek sesli olarak icra edilen başka bir türün bulunmamasından anlaşılmaktadır. Taksim haricinde özellikle Görele çevresinde makamsal başka ezgilerin çalındığına da tarafımızca rastlanmıştır. Bunun yanı sıra bir çok yöreye ait türkü icralarının da kemençe ile yeniden yorumlandığı görülmektedir.
Kayıtları bulunan en eski kemençeci olan Karaman'ın öğrencisi Durkaya’ya ait olan bir kasette  kitle iletişim araçlarının etkisiyle yöreye taşınmış olan “Konyalım”, “Nevşehir Dedikleri Bir Büyük Şehir”, “Uzun Hava”, “Hey Onbeşli Onbeşli”, “İndim Havuz Başına” gibi parçaların icraları bulunmaktadır.
SONUÇ VE ÖNERİLER
‘Ağ’ kavramı, internetin ve bugünkü popüler kullanımının içerdiği bozulma (deformation) olmadan nakletme ya da her tür malumata anında ve doğrudan ulaşma anlamının tamamıyla dışında, Deleuze ve Guattari’nin ‘kök-sap’ı (rhizome) gibi ‘dönüşümler’i ifade etmektedir.” (Yetişkin, 2008). Deleuze ve Guattari’nin “Köksap” teorisi, “kökü olup, o kökten itibaren dallana budaklana ilerleyen bir düşünce silsilesi değil... herhangi bir yerden bir anda ortaya çıkan ve çıktığı yerle kökensel bir bağı olmadan yeni ağlar kurmakta olan ilişkiler” (Akay, 2002) e odaklanmaktadır. Görele çevresindeki durumda bu düşünceyi doğrulamaktadır. Görele'nin içerisinde bulunduğu ağ ve kendine “biriciklik” katan kemençe icra farklılıklarının yanı sıra çevre yerleşimler ile kurduğu ilişkiler sonucunda yansıttığı çiftetelli havaları bu dönüşüme güzel bir örnek teşkil etmektedir. Aynı şekilde kitle iletişim araçlarının etkisiyle bu yörede ortaya çıkan bir kök ve devamında dallanıp budaklanan taksim geleneği de kök-sap teorisinin geçerliliğini müzik alanında ortaya koymaktadır. “Herhangi bir yerden bir anda ortaya çıkan ve çıktığı yerle kökensel bir bağı olmadan yeni ağlar kurmakta olan ilişkiler”e odaklanan (b)ağsal düşünce, böylece yalnızca Görele'deki kemençe icrasının değil yeryüzündeki tüm çalgıların aynı şekilde değerlendirilebileceğini göstermektedir.
İnsan, hem kültür taşıyıcısı hem de kültür yaratıcısıdır. Böylece, eyleyen olur ve fark yaratarak kendine özgü bir ağ oluşturur. (B)ağlar, bu yaratıların birbirleri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkan dönüşümlerden ibarettir. İnsanoğlunun çoğalması gibi, müzik de her birleşmeden sonra ortaya yeni (b)ağlar çıkarmaktadır. Dolayısıyla bu tür çalışmalar gelenekten beri süregelen çalgıların, icra tarzlarının kökünü arayıp ona bir kimlik yüklemek yerine, icranın gerçekleştiği alanlardaki etkileşimlerin bağları nasıl (b)ağlara dönüştürdüğünü izah etme çabasında olmalıdır. Bu tür araştırmalar Latour’un ayırdığı iki düzey arasında mikro düzeye girmektedir ve mikro düzeyi çok iyi algılamak için miyop bakmak gerekir. Dolayısıyla, sürekli olarak alan araştırması yapmak ve belli periyotlarla yinelemek bu tür çalışmaların verimli sonuçlar vermesi açısından oldukça önemlidir.
(B)ağsal düşünce, müzik sosyolojisine getirdiği bu yeni bakış açısıyla araştırmacıların her açıdan özgürlüğünü arttırmaktadır. Hakim olanın dışına çıkarak yeniliğe bakabilmeyi ve yeniliği ifade edebilmeyi kolaylaştırmaktadır. Böylece, çalışılan her alanda insan ile ilgili her duruma sahip çıkmakta ve her birini kendisine yardımcı olarak görmektedir. Bu sebeple de uygulanabilirliği yüksektir. Yerel kültür ürünlerinin hala canlı kalabildiği, bu ürünlerin halkın gündelik pratiklerinde görülebildiği bir alanda uygulanabileceği gibi, yerel kültür ürünlerinin görülmesinin neredeyse imkansız olduğu alanlarda da uygulanabilmektedir.
KAYNAKLAR
·         Akat, A., 2006. Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Çepniler ve Çepni Müziği, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği Anasanat Dalı, İstanbul.
·         Akay, A,. 2002. Kapitalizm ve Pop Kültür, Bağlam Yayınları, İstanbul.
·         Akay, A., 2004. Tekil Düşünce, Bağlam Yayınları, İstanbul.
·         Cihanoğlu, S., 2004. Doğu Karadeniz Bölgesinde Oynanan Horonlar, Karşılamalar, Barlar ve Halaylar, Trabzon Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, Trabzon.
·         De Tarde, G., 2004. Monadoloji ve Sosyoloji, çeviren Doğan Ö., Öteki Yayınları, Ankara.
·         Deleuze, G., Guattari, F., 1990. Kapitalizm ve Şizofreni: Bin Yayla, çeviren Akay, A., Bağlam Yayınları, İstanbul.
·         Deleuze, G., 1994. Difference and Repetition, çeviren Patton, P., Columbia Universiy Press, New York.
·         Duman, M., 2004. Kemençemin Telleri, Trabzon Araştırmaları Merkezi Vakfı, İstanbul.
·         Gazimihal, M. R., 1929. Şarki Anadolu Türküleri ve Oyunları, İstanbul Konservatuarı Folklor Heyeti’nin Dördüncü Tetkik Seyahatı Münasebetiyle, Evkaf Matbaası, İstanbul.
·         Günay, H., 1998. Görele’de Kemençe ve Kemençeciler, Giresun Kültür Sempozyumu Bildirileri, 30 – 31 Mayıs 1998 Giresun.
·         Latour, B., 1999. On Recalling ANT, derleyen Hassard J., Law, J., Actor Network Theory, The Sociological Review, Blackwell Publishers, 15 – 25, Oxford.
·         Latour, B., 2002. Gabriel Tarde and the End of the Social, The Social in Question. New Bearings in History and the Social Sciences, derleyen Joyce P., Routledge, Londra.
·         Latour, B., 2005. Reassembling the Social. An Introduction to Actor – Network – Theory, Oxford University Press, Oxford.
·         Picken, L., 1975. Folk Musical Instruments of Turkey, Oxford University Press, London.
·         Saygun, A. A., 1937. Rize, Artvin ve Kars Havalisi Türkü, Saz ve Oyunları Hakkında Bazı Malumat, Nümune Matbaası, İstanbul.
·         Şenel, S., 1994. Trabzon Bölgesi Halk Musikisine Giriş, Anadolu Sanat Yayınları, İstanbul.
·         Yetişkin, E. B., 2008. (B)ağsal Düşünce: Toplumbilimin Gündelik Pratikler Üzerinden Sorunsallaştırılması, Doktora Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

9 Aralık 2010 Perşembe

Rıza Can ÖZEL'in Uluslararası Kemençe Sempozyumu Sunumu

Rıza Can ÖZEL “Karadenizli Kemençe Üstatlarının 40-50 yıl önce
çaldığı kemençe ve söylediği gaydeleri size sunmaya geldim” diyor.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı son sınıf öğrencisi olan Kemençe Sanatçısı Rıza Can Özel iki farklı Kemençesiyle Giresun ve Trabzon hattında başta olmak üzere Karadeniz’de etkin olan kemençe çalım teknik ve gaydelerini icra etti.. Karadeniz kültürü ve müziği konusunda geçmiş ve gelecek arasında otantik yapıya sadık kalarak köprü kurmayı hedefleyen Rıza Can ÖZEL sunum kalite ve farkıyla bu karakterini de sergilemiş oldu..
video
ULUSLARARASI KEMENÇE SEMPOZYUMU-İTÜ SOSYAL TESİSLERİ-MAÇKA'DA Müzikolog Dr. Abdullah AKAT "Karadeniz Kemençesi'nde İcra Farklılıkları: Görele Çevresindeki Çiftetelli Havaları ve Taksİm Geleneği" başlıklı bildirisini sundu.
Rıza Can ÖZEL de bölgesel çalım farklılıklarını icra etti..
Karadeniz Kemençesi'nin bölge dışında sesinin daha çok yükselmesi için benzer akademik çalışmaların artarak devam etmesini diliyoruz..
3 Aralık 2010 Cuma İTÜ Sosyal Tesisleri Maçka/istanbul.

5 Aralık 2010 Pazar

Uluslararası Kemençe Sempozyumuna Karadenizli Akademisyen Sanatçılar Değer Kattı

Türk müziğinin vazgeçilmez çalgılarından biri olan kemençeyi ele alarak, tarihsel süreci, farklı coğrafi bölgelerdeki çeşitleri, icra farkları, üslupları ve gelişim aşamalarını incelemek ve yetiştirdiği en büyük icracılardan biri olan Cüneyd Orhon’u anmak, Onun kemençeye ve Türk müziğine katkılarını ayrıntılı olarak tartışmak üzere “Cüneyd Orhon Uluslararası Kemençe Sempozyumu” düzenlendi
İTÜ Sosyal Tesislerinde düzenlenen sempozyumda bu yıl Karadenizli akademisyenlerin sunumları ilgi çekti sempozyumda fark yarattı ve katkı sağladı. Müzikolog Dr. Abdullah AKAT sempozyumda "Karadeniz Kemençesi'nde İcra Farklılıkları: Görele Çevresindeki Çiftetelli Havaları ve Taksim Geleneği" başlıklı bildirisini sundu.
Kemençe Sanatçısı Rıza Can ÖZEL’de bölgesel çalım farklılıkları konusunda sunum yaptı.. Her iki akademisyen sanatçı Karadeniz Kemençesi’nin Türkiye ve Dünyada sesini yükseltmek konusunda ihtiyaç duyulan bir faaliyeti uyguladılar..


Dr. Abdullah AKAT “Yöre Sanatçıları Anadolu’daki farklı enstrumanlarla çalınan ezgileri Karadeniz Kemençesiyle icra edip yorumlayabiliyorlar” diyor..
Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu olan Dr Abdullah AKAT halen KTÜ’deki görevine devam etmektedir. Karadeniz yaptığı araştırmalarla ilgili sunumunda Karadeniz’de Kemençe dışında da pek çok enstrumanın kullanıldığını ve hem Anadolu hem de sanat Musikisinden etkilenen yöre sanatçılarının Kemençeyle Taksim Geleneği konusunda yaygın bir kültür oluştuğunu belirtti.


Rıza can ÖZEL “Karadenizli Kemençe Üstatlarının 40-50 yıl önce çaldığı kemençe ve söylediği gaydeleri size sunmaya geldim” diyor.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı son sınıf öğrencisi olan Kemençe Sanatçısı Rıza Can Özel iki farklı Kemençesiyle Giresun ve Trabzon hattında başta olmak üzere Karadeniz’de etkin olan kemençe çalım teknik ve gaydelerini icra etti.. Karadeniz kültürü ve müziği konusunda geçmiş ve gelecek arasında otantik yapıya sadık kalarak köprü kurmayı hedefleyen Rıza Can ÖZEL sunum kalite ve farkıyla bu karakterini de sergilemiş oldu..


Prof. Nermin KAYGUSUZ yetiştirdiği öğrencileriyle birlikte Klasik Kemençeyle birlikte Karadeniz Kemençesinin de gelişmesi tanınması yönünde önemli çalışmalar yapıyor..
Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Öğretim Üyeleri’nden Prof Nermin KAYGUSUZ Karadeniz Müziği ve Kemençesi konusunda çalışmalar yapan öğrencileriyle birlikte aynı salonda Klasik Kemençe ile Karadeniz Kemençesinin de sesinin birlikte yükselmesine katkı yaptı..

3 gün Süren Sempozyumda pek çok yerli ve yabancı Müzikolog, Sanatçı konuyla ilgili bildiri ve sunumlar yaptı.
1-2-3 Aralık 2010 Tarihlerinde yapılan sempozyuma konser, bildiri ve konuyla ilgili sunumlar yapıldı:
Opening Speeches
• Prof. Nermin Kaygusuz
Kemençe Artist Cüneyd Orhon
• Prof. Dr. Cihat Aşkın
• Prof. Dr. Muhammed Şahin
• Aziz Yeniay-Head of Küçükçekmece Municipality
Keynote Speakers
• Dr. Bülent Aksoy
A Portrait: Cüneyd Orhon, Instrument Beyond Its Case: Kemençe
Slayt Show- Concert
Cüneyd Orhon-Özdal Orhon Recordings
Plaquet Ceremony
• Yrd. Doç. İhsan Özgen
• Öğr. Gör. Cafer Açın
1. Session- Panel: Cüneyd Orhon
Head of Session: Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz
Prof. Nermin Kaygusuz, Prof. Nevzat Atlığ, Prof. Alâeddin Yavaşca San. Öğr. Gör. Sadun Aksüt, San. Öğr. Gör Necdet Varol, , Doç. Necati Giray
Concert
Suzidil Saz Semaisi- Emin Ongan
Hicazkâr Saz Semaisi-Kemal Niyazi Seyhun
Alpman
Kemençe: Nermin Kaygusuz
Kanun: Ayşegül Kostak Toksoy
Ud: Bilen Işıktaş
Viyoloncello: Rüya Kocamemiş
2. Session - Kemençe Performance in Turkish Music
Head of Session: Prof. Nermin Kaygusuz
• Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz-Togay Şenalp
The Style and Accompaniment in Turkish Music: Seigneur of Kemençe Cüneyd Orhon 
• Öğr. Gör. Sercan Halili
Analysis of Cüneyd Orhon’s three and four-stringed kemençe performance
Concert
Ağıt- Necati Giray
Kemençe: Nermin Kaygusuz
Kanun: Ayşegül Kostak Toksoy
Ud: Bilen Işıktaş
Violoncello: Cenk Öztürk
Dağlar Dağlar-Barış Manço
Kemençe: Lale Akay Umul
Gitar: Çağlar Şola
Vocal: Dila Oktay
16.30-17.30
3. Session-Kemençe Performance in 20th Century
Head of Session: Yrd.Doç. Neva Özgen
• Dr. Panagiotis Poulos
Cultural Identity and Musical Innovation in Turkish Classical Music through the Historical Trajectory of the Kemençe in the 20th Century
• Öğr. Gör. Hatice Doğan Sevinç
Position of Kemençe in the Popular Music
4. Session - Pear-Shaped Kemençe in Diverse Cultures
Head of Session: Prof. Şehvar Beşiroğlu   
• Kavin Dawe
The Cretan Lyra in Performance
• Yrd. Doç. Dr. Gözde Çolakoğlu
Pear-Shaped Kemençe: Diverse Societies, Diverse Functions and Diverse Social Identities
• Öğr. Gör. Beste Esen
Musical Instruments Similar to Kemençe in Teke Region
• Arş. Gör. Kadir Verim
Pear-Shaped Bowed Folk Instruments Which Encountered in Anatolia
Concert
Şedaraban Saz Semaisi- Tanburi Cemil Bey
Kemençe: Erhan Bayram
Tanbur: Özer Özel
5. Session - Contemporary Performance Techniques in Kemençe
Head of Session: Yrd. Doç. Dr. Gözde Çolakoğlu
• Dr. Ozan Yarman
A Premier Contemporary Work for Two Kemençes and a Pianoforte
• Dr. Onur Türkmen
Contemporary Techniques Applied to Kemençe
• Dr. Yelda Özgen Öztürk
Contemporary Works for Kemençe
Concert
Karşılama- Onur Türkmen
Gün Işığı- Ayşegül Kostak Toksoy
Soprano Kemençe: Nermin Kaygusuz
Alto Kemençe: Güntülü Tarkun
Kanun: Ayşegül Kostak Toksoy
Ud: Bilen Işıktaş
Violoncello: Cenk Öztürk
6. Session - Technological Advances in Kemençe
Head of Session: Doç.Dr. Nilgün Doğrusöz
• Öğr. Gör. Tunç Buyruklar
Kemençe Quintet of Hüseyin Saadettin Arel
Kemençe Quintet Concert
Kemençe Beşlemesi- Onur Türkmen
Soprano Kemençe: Nermin Kaygusuz
Alto Kemençe: Gözde Çolakoğlu
Tenor Kemençe: Sercan Halili
Bas 1 Kemençe: Serdar Açın
Bas 2 Kemençe: Günay Uysal
•  Dr. Ayhan Sarı
The First Writing Upon Kemençe in Traditional Turkish Music: Story of “Modern Kemençe-1926” and Developmental Point of View of Damla Kemençe
• Yrd. Doç. Ayşegül Kostak Toksoy
 An Evaluation on Alto Kemençe
Concert with Alto Kemençe
Kanun: Ayşegül Kostak Toksoy
Alto Kemençe: Gözde Çolakoğlu
Violoncello: Cenk Öztürk
• San. Öğr.Gör. Lale Akay Umul
 String and Tone Issue in Kemençe
Concert
Uzak- İhsan Özgen
Kemençe: Neva Özgen
Violoncello: Yelda Özgen Öztürk
7. Session - Kemençe-like Instruments
Head of Session: Dr. Bülent Aksoy
• Arş. Gör. Dr. Abdullah Akat
Performance Differences in Blacksea Kemençe: Çiftetelli Songs and Taksim Tradition around Görele Region
Blacksea Kemençe Concert
Rıza Can Özer
• Ehsan Zabihivar
Educational Method for Kamancheh
• Shahab Khaefı, Mıtra Jahandıdeh, Ahanalı Jahandıdeh, Masoud Khaefı
Using the Golden Section to Design a Kamanche
• Somayeh Ghazizadeh
Kayhan Kalhor and His Influences on Iranian Kamanche Players

Concert
Ferahfeza Peşrevi- Tanburi Cemil Bey
Ferahfeza Saz Semaisi- Tanburi Cemil Bey
Kemençe: Hatice Doğan Sevinç
Ney: Ali Tüfekçi
Kanun: Serkan Halili
8. Session - Workshop : A thousand years of magic the magic sound of the kamanche
Amnon Weınstein
Concert
Istanbul Duo
Boğaz’a Karşı-Sercan Halili
Piyano: Erman Turkeli
Kemençe: Sercan Halili
9.  Session - Kemençe Education and Method
Head of Session: Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz
• Yrd. Doç. Aslıhan Eruzun Özel
Methodology Problem in Kemençe Teaching
• Yrd. Doç. Neva Özgen
A General Prospect of Educational Methods for Kemençe

Yakup Aksoy Kemençe Öğrencisi-Aralık/2010
3 Aralık 2010 Cuma İTÜ Sosyal Tesisleri
Maçka/istanbul.

CÜNEYD ORHON ULUSLARARASI KEMENÇE SEMPOZYUMU